Rus Harbi;




Osmanlı-Rus Harbi, 1877-1878 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya ve Osmanlı hakimiyetinde bulunan Romanya, Sirbistan ve Karadağ Prenslikleri arasında yapılan harptir. Rumi 1293 yılına rastlaması sebebiyle de halk arasında 93 Harbi olarak bilinmektedir.

Rusyanın, Türkleri Avrupadan atmak, İstanbul ve Boğazları ele geçirerek sıcak denizlere inebilmek için, Slavların ve Balkanlardaki diğer Hiristiyanların hamiliğine soyunup Osmanlı devletinin iç işlerine karışmağa başlaması harbin çıkmasına en büyük etkendir. Rusya, çıkacak olan isyanlara karışmamaları konusunda Avusturya ve Almanya ile anlaşarak Osmanlı devletini yalnız bırakmıştır (7 Nisan 1875).

Rusya sürekli olarak Sırbistan ve Karadağdaki çetelere destek vererek buralarda isyan çıkmasına sebep oluyordu. Bu arada Bulgaristan Prensliğinde çıkan isyanlar bastırıldı (9 Haziran 1876). Nihayet Rusların para, silah ve gönüllü askeriyle beslenen Sırplar 30 Haziran'da, Karadağlılar 2 Temmuz'da Osmanlı devletine karşı savaş açtılar.

Şark meselesinde insiyatifi Ruslara bırakmak istemeyen başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupalı devletlerin müdahaleleriyle gerçekleştirilen İstanbul ve Londra Konferanslarından da bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Rusya, Avusturya ile 15 Ocak'ta, Romanya ile de 16 Nisan'da anlaşarak 24 Nisan 1877'de resmen Osmanlı Devletine harp ilan etti.Osmanlı Devleti bu savaşta batıda Balkan, doğuda Kafkas olmak üzere iki ayrı cephede mücadele etti.

Balkan Cephesi;
Osmanlı Devleti Balkan cephesinde dünyanın en büyük ikinci donanmasına sahipti. Ayrıca Tuna nehrinde de filosu vardı. Harple birlikte tümen ve kolordu düzenlenmeye başlandı. Önemli yerlerde kaleler yapıldı.Bosna, Karadağ, Sırbistan ve işkodradaki kuvvetler dışında 206.000 kişilik Tuna cephesi komutanlığına Müşir Abdulkerim Nadir Paşa atandı. Cephe kuvvetleri üç orduya ayrıldı. Bunlar; Müşir Eyüp Paşa komutasındaki Doğu Tuna Ordusu, Müşir Osman Paşa komutasındaki Batı Tuna Ordusu ve Süleyman Paşa komutasındaki Balkan ordusudur.

Müşir Abdulkerim Paşa yaşlı, durgun ve eski göreneğe bağlı bir kimse idi. Orta Tuna'dan geçeceklerini tahmin ettiği Ruslara karşı elindeki kuvvetlerle ancak savunma yapabileceğini ve bu sebeple güneye ilerlemelerinden sorumlu olamayacağını Haziran başında saraya bildirdi. Bu düşencelerde saray tarafından onaylandı. Karadeniz ile Karpat Dağları arasında Kalas-Focşani çizgisinde bulunan Seret nehri kıyısında Rusların karşılanması gerekirken Tuna nehri gerisinde savunmaya geçildi. Stratejik öneme sahip olan Seret nehri üzerindeki Barbuşi köprüsü yıktırılmadı.

Grandük Nikolay Nikolaeviç komutasındaki 269.000 kişilik Rus ordusu her açıdan Osmanlı ordusundan üstündü. Harpten önce bağımsızlığı tanınmayan Romanya da Rusların yanında yeralmıştı.

Rus ordusu süvarisi ile ilerleyerek Barbuşi köprüsünü ele geçirdi. Tuna nehri boyunca ilerleyerek buralara mayın döşedi. Böylece Türk filosuna da hareket imkanı vermedi. Aşağı Tuna'yı Maçin'den Dobruca'ya geçen Rus Zimmerman kolordusu, karşısındaki Türk kuvvetlerini tespit etmekle yetinerek taarruz etmedi. Ruslar Batı Tuna Türk ordusuna karşı yan koruyarak, Doğu Tuna ordusuna taarruz edecek yerde kanatlarını her iki orduya karşı koruyarak Balkan Dağlarını aşmağa karar verdi, istanbul'da bir harp meclisi kuruldu. Bu kurulca 7 Temmuz'da verilen emirle Batı Tuna ordusu stratejik önemdeki Plevne'yi tutmağa ve Doğu Tuna ordusuna da taarrufz etmeğe memur etti. Hersek'te bulunan Müşir Süleyman Paşa da kolordu tutarındaki kuvvetiyle Adriya denizinden donanma ile Dedeağaç'a oradan da Balkan Dağlarına yöneltti. Cephe komutanı Doğu Tuna ordusunu büyük bir bölgede tutmakta ve taarruzda da bir fayda görmemekteydi. 4 Temmuz'da iki tümenle verilen emir gereğince bu taarruzu yaptı. İlk mukavemet karşısında durdu. Viyana Türk büyükelçisinin İstanbul'a bu ordunun tehlikede olduğunu bildirmesi üzerine bir emirle ordu geri çekildi.

Rusların General Gurko emrindeki merkez kolun öncüsü Balkan Dağlarını aşıp İstanbul'a yürümek üzere Tırnova'dan Şıpka geçidine yaptığı taarruzda başarılı olamadı. Bulgarlardan Hainköy geçidinin serbest olduğunu öğrenerek buradan Balkan Dağlarını aştı. Şıpka geçidini arkadan zorladı.18 Temmuz'da başarısızlığa uğrayan Gurko Eski ve Yeni Zağra üzerinden savaşmaya giderken daha dört günlük ikmali olan Hulusi Paşa geri çekildi. Dedeağaç'a vapurla inen Müşir Süleyman Paşa kuvvetleri Karapınar'da toplandı. Balkan ordusu komutanı Rauf Paşanın elindeki kuvvetlerle taarruz edilerek General Gurko kuvvetleri Eski Zağra'da yenilgiye uğratıldı (31 Temmuz 1877).

General Krodner emrindeki sağ kanat 35.000 kişilik kuvvetle Hasan Paşa tarafından tutulan Niğbolu kalesine saldırdı. İkinci gün kale komutanı Hasan Paşa daha fazla zayiat vermemek için 10.000 kişilik kuvvetiyle teslim oldu. Müşir Osman Paşa 10 Temmuz 1877'de İstanbul'dan aldığı emirle, 13 Temmuz 1877 tarihinde 15.000 kişilik kuvvetiyle Vidin'den Plevne'ye hareket etti. Bu tarihte Müşir Osman Paşa Plevne'ye düşmandan daha uzakta idi. 190 km'lik mesafeyi yedi günde katederek General Krodner'den önce Plevne'ye vardı. 19 Temmuz 1877 aynı gün öğleye doğru Ruslarda Plevne'ye geldiler. 20 Temmuz 1877 tarihinden itibaren başlayan Rus Taarruzlarını Müşir Osman Paşa beş ay süreyle kahramanca savunarak Ruslara bir adım dahi attırmamıştı. Beş ayın sonunda lojistik destek alamayan Müşir Osman Paşa kalan erzaklarını en iyi şekilde değerlendirerek Rus kuvvetlerini yararak ordusunu Plevne'den çıkarmayı planlıyordu.

10 Aralık 1877 günü yarma planı tatbik edildi. Ancak bu harekatta lojistik destekten mahrum Müşir Osman Paşa ilk hattı yardıysada gerideki destek ve ihtiyat hatlarını yaramadı. Ple.vne'de yaşayan 200 hanelik Türk ailesininde kendileri ile birlikte yarma harekatında bulunması hareket alanlarını hem daraltmış hem de zorlaştırmıştır. Bu harekatta yaralanan Müşir Osman Paşa daha fazla zayiat vermemek için teslim oldu. Ruslar bu teslim bayrağına rağmen yarım saate yakın top ve tüfek ateşlerine devam ettiler. Rus ve Romen askerleri Türk askerlerinin yiyecek ve giyeceklerini yağma ettiler. Hatta Müşir Osman Paşanın özel eşyalarına varıncaya kadar yağmaladılar. Milletlerarası savaş hukukuna göre esir asker ve subaylara yapılması yasak olan hertürlü vahşeti Türk ordusuna ve onun şanlı komutanına yaptılar.

17 Temmuz'da Müşir Abdulkerim Paşa yargılanmak üzere İstanbul'a çağrıldı. Yerine Müşir Mehmet Ali Paşa atandı. Büyük fırsatlar kaçırıldığından Ruslar Balkan geçitlerine dayanmışlardı. Plevne'nin düşmesi Rusları cesaretlendirerek kış olmasına rağmen Balkan Dağlarına doğru ilerlemesine sebep oldu. General Gurko 3 Ocak 1878 'de Sofya'yı aldı. 17 Ocak'ta Filibe, 20 Ocak'ta da Edirne Rusların eline geçti.

Kafkas Cephesi;
Ayrı bir harekat bölgesi olarak bırakılan Batum'dakilerle Erzurum valisi Müşir Kurt İsmail Paşa emrinde bırakılan Van-Doğubeyazıt yöresi kuvvetleri dışında altı tümen (57.560 kişi, 90 top) düzenli ve yardımcı askerle Müşir Ahmet Muhtar Paşa bu cephede görevlendirildi. İyi bir emir ve komuta düzenine bağlanmamış olan Türk kuvvetleri bütün cephede 90.000 kadardı. Rus Kafkas cephesi komutanı General Melikov'un 8 tümeni (245.590 kişi) bulunuyordu.

Kafkas cephesi komutanı Gazi Müşir Ahmet Paşa büyük bir güdüm örneği olan bir sıra manevrayı uyguladı, ilk Rus güney grubu üzerine yönelerek bu kuvveti Eşek llyas'da yendi (25 Haziran 1877). Hemen ardından Rus orta kolu Zivin'de yenilgiye uğradı. Arkasından Kars kalesi Ruslardan kurtarıldı. Rusların Ardahan ve Oltu'ya ilerleyen kuvvetleri de yenilgiye uğrayarak Gümrü'ye kadar çekildiler. Ruslar ordularını yeniden düzenleyip, lojistik destek sağladıktan sonra tekrar ilerlediler. Buna rağmen Gedikler Meydan savaşında mağlup aldular (24-25 Ağustos 1877).

Lojistik destek sağlanamaması, yetişmiş komutan olmaması, kışın yaklaşması ve gönüllü yardımcı Türk birliklerinin yurtlarına dönmeleri ordunun gücünü zayıflaması sebebiyle düşman takip edilemiyordu. Rus Kafkas cephesi komutanlığına yeni atanan Mihail Nikoloviç'in emrine yeni birlikler katıldı. 74.000 kişiyle Kars'a doğru ilerlediler. Gazi Muhtar Ahmet Paşa komutasındaki 34.000 kişilik ordusuyla Ruslar Küçük Yahniler savaşında yenilgiye uğratılarak durduruldu. Yeterli lojistik desteğin sağlanamaması üzerine Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa Kars'a, buradan da General Hayman kuvvetlerinin takibi sonucu Zivin'e çekildi. Erzurum'un doğusunda Deveboynu savaşı 30.000 kişilik bir kuvvetle kendinden dört kat daha fazla olan düşman kuvvetlerine karşı kazanıldı. Buradan Erzurum kalesine çekildi. Harbin sonuna kadar da çeşitli cephelerde savaşlar verildi. Bunlar harbin sonucunu pek etkilemedi.

Sonuç;
Avusturya'nın Ruslara karşı hazırlanmaları, İngiliz filosunun Beşike limanına gelmesi üzerine Edirne mütarekesi imzalandı (31 Ocak 1878). Savaş dokuz ay yedi gün sürmüştü. Rus orduları Çatalca yönünde iken 13 Şubat'ta İngiliz filosu Çanakkale boğazını geçerek İstanbul'a geldi. Ruslar bunun üzerine Ayastefanos Antlaşmasını imzaladı (3 Mart 1878). Antlaşmanın şartlarının ağırlığı yüzünden İngiltere ve Avusturya'nın kabul etmemeleri ve Romanya'nın hoşnutsuzluğu sebebiyle 13 Temmuz 1878 'de Berlin Antlaşması imzalandı.

Türk ordusu Plevne savunmasında büyük kahramanlıklar göstermiş, Kafkas cephesinde başarılar elde etmişti. Fakat Tuna cephesinde yüksek askeri yönetimin zayıflığı, komutanların geçimsizliği ve lojistik işlerin bozukluğu, Türklerin harbi kaybetmelerine neden oldu. Bu harbin kaybıyla Osmanlı Devleti en ağır barış antlaşmasını imzaladı. Ayrıca Doğu Anadolu'da Rusların genişleme isteğinde bulunabilecekleri düşüncesiyle İngiltere'nin üs kurmak üzere Kıbrıs'a girmesine razı olundu.

Kaynak: MSB Arşiv Müdürlüğü